Advert
Advert
Advert

Maden Suyu ve Soda Kör Edebilir!

Severek tükettiğimiz meyve suyu, beslenmeye olduğu kadar ülke ekonomisi ve tarıma da yarar sağlıyor.

Maden Suyu ve Soda Kör Edebilir!

Tarım üreticilerinden yılda yaklaşık 1 milyon ton ürün satın alan meyve suyu endüstrisi, işlediği ve meyve suyuna dönüştürdüğü meyvelerle, dört kata varan oranda katma değer sağlıyor. Yaklaşık bir milyon kişiye doğrudan ve dolaylı istihdam sağlayan meyve suyu endüstrisi, aynı zamanda dış ticaret fazlası veren ender sektörler arasında yer alıyor. Türkiye’nin meyve suyu ihracatı 2017 yılında yaklaşık 216 milyon dolar olarak gerçekleşirken; bunun 200 milyon doları dış ticaret fazlası olarak ekonomiye yarar sağladı. Meyve suyu endüstrisi, düzenli bir şekilde yüzde 90 ve üzeri seviyede ihracat fazlası üretiyor. Yurt içi meyve suyu pazarının büyüklüğü ise, 3 milyar TL’ye yaklaşıyor.

28 Haziran 2018- İstanbul, 1993 yılında kurulan ve 46 üyesi ile meyve suyu endüstrisi geneline yayılan bir temsil şemsiyesi oluşturan Meyve Suyu Endüstrisi Derneği (MEYED) Yönetim Kurulu Başkanı İlker Güney, endüstrinin meyve ağaçlarından çiftçilere, sanayicilerden tüketicilere uzanan bir değer ve üretim zinciri oluşturduğunu söyledi. Güney, insan beslenmesi açısından yarar sağlayan meyve suyunun, aynı zamanda ekonomiye ve tarıma da yarar sağlayan, katma değerli ürün özelliği taşıdığını vurguladı.

Bir Milyon Ton Meyve Alıyor, Bir Milyon Kişiye İş Sağlıyor

Türkiye’nin yıllık yaklaşık 20 milyon ton olarak gerçekleşen meyve üretiminin büyük bir bölümünün, sofralık tüketime gittiğini belirten MEYED Yönetim Kurulu Başkanı İlker Güney, “Endüstrimiz, meyve üretiminin yaklaşık 1 milyon tonunu ham madde olarak kullanıyor. Buna bir katma değer ekliyoruz. Yani bir birimlik meyve girdisine, 4 birime varabilen oranda katma değer ekliyoruz. Endüstrimiz, bu yüksek katma değer çarpanı sayesinde, istihdama da yarar sağlıyor. Kabaca 1 milyon işçi bizimle çalışıyor. Aileleri ve tarlada çalışanlar da bir araya gelince koca bir tarımsal aile haline geliyoruz” dedi.

Kişi Başı Tüketim 10 Litreye Yaklaşıyor, Endüstri Büyüdükçe Yararları da Büyüyor

Meyve suyu endüstrisinin en temel iki konusunun, insan ve toprak sağlığı olduğunu söyleyen Güney, “Bu ikisi arasında çok ciddi bir bağdaşlık kuruyoruz. Yıllar itibariyle baktığımızda, endüstrinin ürettiği katma değer, katlanarak artıyor. 2000’lerin başında yıllık kişi başı meyve suyu tüketimi 1 litrenin altında idi. Bugün nerdeyse 9-10 litrelere yaklaştık. Şu an 8.7 litre ve bu iş bu yıl 9.5-10 litreye doğru gidiyor. Yurt içi pazarın büyüklüğü de 2.5 milyar TL’den  2017 yılında 2.8 milyar TL’ye çıktı.  Kişi başı yıllık tüketim, Almanya, ABD ve Kanada gibi ülkelerde 30-32 litre düzeyinde. Gidilecek yolumuz var, o kesin. Öte yandan, küresel düzeyde rekabetçi ürünler üretir ve bunları dünyanın her ülkesinde Türk markaları olarak satar hale geldik.  Hem altyapı hem teknoloji hem de servis anlayışı ve niteliği olarak rekabet eder durumdayız” şeklinde konuştu.

 

Yüzde 90 İhracat Fazlası Sağlıyor

Meyve suyu endüstrisinin, 2016 yılında 180 milyon dolar düzeyinde gerçekleşen ihracatının, 2017 yılında yüzde 17 artış gösterdiğini belirten Güney, şunları söyledi: “2017 yılı ihracatımız, 216 milyon dolara yaklaştı.  2017 ihracatımızın 200 milyon doları, dış ticaret fazlası. Hem rakamsal hem de miktarsal olarak sağlıklı bir büyüme gösteriyoruz. 2000’li yılların başında toplam üretimin ancak yüzde 15-20’sini ihraç ediyorduk. Bugün bu oran meyvesine göre değişmekle birlikte yüzde 50- 50 noktasına geldi.”

Yerlilik Oranı Yüzde 90’ın Üzerinde

Endüstrinin toplam üretim zincirindeki yerlilik oranının, yüzde 90’ın üzerinde olduğunu vurgulayan İlker Güney, “Geçen 15 yıla baktığımızda sektörün işleme hammaddesinin neredeyse tamamına yakını kendi topraklarımızda yetişen meyveler. Yerli bir hammadde alıyoruz, bunu yerli fabrikalarda işliyoruz. Yerli malzeme ile paketliyoruz ve sonuçta bu ürünü ihraç ediyoruz. Yerlilik ve millilik oranı en yüksek endüstrilerden biriyiz. MEYED bu organizasyonu çok iyi yapıyor. Kendimize sürekli, ‘İşimizi daha iyi nasıl yapabiliriz’ sorusunu soruyoruz; çünkü ihracat için bu soruyu her gün kendinize sormak zorundasınız. İhracat söz konusu olunca burada firma bazında değil, ülke bazında bakmak zorundasınız. A firmasının Japonya’ya ya da Amerika’ya satması değil, Türkiye’nin bu pazardaki imajı, gücü önemli.  Bizim üyelerimiz tüm dünyaya mal satıyorlar, sadece bir bölgeye odaklı değiller” dedi.

Sağlık ve Rekabet, Tarlada Ekim Sürecinde Başlıyor

Meyve suyunun, ekonomi ve sağlık açısından yararlarının, birbirini sürekli besleyen bir denge oluşturduğunu belirten İlker Güney, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu iş, tarlada ekim sürecinde başlıyor. Dünya ile rekabet edebilecek ve aynı zamanda insan sağlığına iyi gelecek türler üzerinden hareket ediyoruz ve bunu yaparken de tamamen bilimsel yol izleyerek dünyadan da ayrı davranmıyoruz.  Türkiye coğrafyasının bize sağladığı inanılmaz zenginlikler var. Hangi türlerin rekabetçi olacağı konusu önemli. Burada da çiftçinin eğitimi önemli.  Meyve yetiştirilmesini bir çocuğun eğitimine benzetebiliriz. Bir canlı yetiştiriyoruz sonuçta. Meyve üretim sürecinin tarlada uygun gübre ve çok iyi belirlenmiş ilaçlama metodu ile bir arada gitmesi lazım. Bazıları ilaç deyince çok zararlı bir şey diye düşünüyor. Halbuki ilaçlama metodolojisi söz konusu olunca dünyada insan sağlığına hiç zarar vermeyecek uygulamaları takip ediyoruz.  Çok gelişmiş pazarlara ürün satıyoruz.  Japonya’dan Avrupa’ya, Amerika’nın her iki kıtasına kadar. Buradaki güncellemeleri yapmazsanız, teknolojik değişimlere anlık olarak adapte olmazsanız o pazarlara girmeniz de oralarda kalmanız da zor. Bizim sektör izlenebilirlik üzerine kurulu. Biz hesabını veremeyeceğimiz bir meyveyi işlediğimizde bu ürünü ihracat pazarında kabul ettiremeyiz. Türkiye bu konuda çok ciddi bir mesafe kat etti.”

MEYED Bilim Kurulu Oluşturdu

Endüstrinin dinamizminin, topraktan raflara, oradan Türkiye’de ve dünyada evlere uzandığını belirten İlker Güney, “Sektörün en önemli özelliği bu.  Yaşadığımız bu dinamizmi, herkese vermeye çalışıyoruz. Biz bir ürünü satarken, Amerikalıya veya Avrupalıya gel bizim tarlamızı fabrikamızı gör diyebiliyoruz gururla. Gelip görünce de bu zor iş diyor. İşimizi çok seviyoruz. Çünkü karşıdaki insanda saygı yaratıyoruz. Bin kere düşünüp bir kere konuşmaya gayret ediyoruz. Çünkü lafımızın da çok doğru olması lazım. Bunun için bilimin gösterdiği yoldan ayrılmıyoruz hiçbir zaman. Yapmadığınız ya da kolayına kaçtığınız her şey sonuçta başınıza iş açar. İşimizi dosdoğru yapmaktan başka seçeneğimiz yok. MEYED olarak da konu insan sağlığı olunca bir bilim kurulu ile hareket ediyoruz. MEYED olarak objektif doğruya ulaşmak için bilimle hareket ediyoruz. Üçüncü göze açığız.  MEYED Bilim Kurulu’nun objektif olmasına büyük önem veriyoruz.  Bu sektör böyle büyüyor. Yüksek sorumluluk bilinciyle büyüyoruz” şeklinde konuştu.

Tek Bir Çürük Meyve Tüm Prosesi Bozar, O Yüzden Fabrikaya Çürük Meyve Giremez

Endüstrinin işlediği bir ürünün, tüm testlerden geçmiş olması gerektiğini söyleyen İlker Güney, “Örneğin vişnede ortalama 450-500 parametre var. Bir portakalda yine 250-300 parametreye bakıyoruz.  Ağır metalinden tutun hiç akıllara gelmeyen en mikro değerlere bile bakıyoruz. Bu şekilde tertemiz halde bir ürünü işliyoruz, tüketime sunuyoruz. Biz yasalara sıkı sıkıya bağlı olmalıyız ki aldığımız malı satabilelim. Eğer o mal uygun bir spesifikasyonda üretilmiyorsa, bizim onu alıp işlememiz bir şeyi değiştirmiyor. Ne yurtdışına ne yurtiçine satabilirsiniz standartlara uygun olmayan bir ürünü. Türkiye’de de bu konuda kurallar çok sert. Regülasyonların adil olmasını ve insan sağlığını koruyacak şekilde uygulanmasını istiyoruz. Çok şükür biz insan sağlığına o kadar dikkat ederiz ki bu dikkat topraktan başlıyor. Toprakta başlanan bir hatanın sonucunun önlenemez bir hataya gideceğini biliyoruz. Bu nedenle baştan çok tedbirli gideriz. Çok sıkı kontrol süreçlerimiz var. Alıcı bir ürünü şöyle alıyor: Bir numunesini alıyor, analiz ettiriyor, bunun kodekse uygunluğuna bakıyor.  Sonuçları aldığında ona göre karar veriyor ve siz ürünü ancak bu testlerin sonucunda satabiliyorsunuz. Tarladan daha bu hammaddeyi almadan önce bu üründen emin olmak zorundayız. Yaptığımız testin sonucunda o hammaddeyi alıp almamaya karar veriyoruz. Prosesi bozacak bir malı, standartta uymayan tek bir meyveyi fabrikaya sokamayız. Zaten ürünü analiz ettiğimizde en küçük standart dışı bir faktör gördüğümüzde o ürünü, o hammaddeyi alamayız. Kendi içimizde çok sıkı bir denetim mekanizması var. MEYED de tam bir hakem pozisyonunda. Doğruya doğru yanlışa yanlış diyoruz. Ve sektör de bu oto kontrol mekanizmasını saygıyla karşılıyor. Aslında raftan bir ürünü alan her tüketici de bizim oto kontrol zincirinin bir halkası durumunda.  Bu kadar insana meyve suyu içiriyoruz, ekonomiye, topluma ciddi bir katma değer sağlıyoruz. Bir teşekkürü de hakkettiğimizi düşünüyoruz” dedi.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Kızılay’ın Arakanlı Müslümanlara Yardımı 40 Milyon Lirayı Geçti
Kızılay’ın Arakanlı Müslümanlara Yardımı 40 Milyon Lirayı Geçti
Beşir Derneği Kış Yardımlarına Hız Verdi !
Beşir Derneği Kış Yardımlarına Hız Verdi !