Advert
Advert
Advert
Gerçek Esir Heva Ve Hevesine Esir Olandır
Haci Ahmet Ünlü

Gerçek Esir Heva Ve Hevesine Esir Olandır

ALLAH Subhânehû Ve Teâla  yardımının istenmediği her eylem, Eylem olmadığı gibi sahibine hiçbir fayda sağlamaz. Dolayısıyla, Allah ın yardımının istenmediği eylem, eylem değildir; O’nun rızası için yapılmayan eylem de sahibine hiçbir fayda sağlamaz.
  Şehid Şeyh-ül İslam  İbn-i Teymiyye Zindanda  tek başına kalıyor ve sakin bir zaman elde ediyordu. Herhalde bundan do­layı bunda çok büyük bir hayır ve büyük bir maslahat vardır” demişti. Bu yalnız kalma ve insanlardan uzak bulunmayı Şeyh-ül islam  İbni Teymiye çok değerlendirdi, kendini ta­mamen vererek ve zevk-ü şevkle ibadet ve Kur’an-ı Kerim okumakla meşgul oldu. Bundan artan vakitlerini kitap okumak, yazmak ve kendi kitaplarını yeniden gözden geçirip düzeltmekle harcadı. Bu çalışmaları za­ten kendi başına ayrı bir ibadetti. Bu fırsatta onun en büyük meşguliyeti ve zikri Kur’an-ı kerim okumaktı.
O, bu tutuklanmada iki sene daha hapishane haya­tı yaşadı. Bu kısa süre içerisinde kardeşi Zeyneddin ‘ Şeyh-ül islam îbni Teymiyye ile birlikte Kur’an-ı Kerîm’i 80 kere hatmetti.

Hapishanede yazdıklarının çoğunluğu tefsirle ilgi­liydi. Bunun da sebebi herhalde Kur’an-ı Kerim’i çok okuması ve üzerinde uzun uzun düşünmesiydi. Bazı . meseleler üzerinde de risaleler ve sorulara cevaplar  yazmıştır. Dışardan gelen önemli ve özel ilmî sorulara, fıkıhla ilgili sorulara cevaplar veriyor, bu şekilde genel  vaazlarının ve okuttuğu derslerin dışında bu işleri de ‘ yürütüyordu. Ama herşeye rağmen en büyük meşguli­yeti Kur’an-ı Kerim okumak ve durmadan ibadet yapmaktı.

Şehid Şeyh-ül Ibni Teymiye’nin hapishanede yazdıklarını dışarda-ki insanlar elden ele dolaştırıyorlar, ülkenin bir ucun­dan diğerine ulaştırıyorlardı. Bu sorular ve onlara veri­len cevapların dışında onun hapishanede yazdığı ayrı bir risale ziyaret meselesi üzerindeydi. Bu risalede, Mı­sır’ın Mâlikî mezhebi kadısı Abdullah b. el-Ahnaî’ye reddiye vardı. O, bu risalesinde mezkûr kadının cahil bir adam olduğunu, bilgisinin çok az olduğunu 
anlatmıştı. Kadı da onu Sultana şikâyet ederek üzüntülerini ve öfkesini belirtti. Sultan
Şehid Şeyh-ül islam  Ibni Teymiye’nin yanında ne kadar kitap, kâğıt, kalem, mürekkep varsa hepsinin alınmasını; yazı yazmaya ve kitap telif etmeye yarayan ne varsa gaspedilmesini emretti.

9 Cemâziyelâhir 728’de bu emir uygulanarak oku­ma yazmaya ait bütün malzemeler hükümet görevlile­rince gaspedildi. Recep ayının ilk günü İbn Teymiye’-nin bütün müsveddeleri, yazı kâğıtları hapishaneden alınarak adliyenin büyük kütüphanesine kondu. Bun­lar 60 cild kitaptan ve yazı yazmakta kullandığı 14 pa­ket kağıttan ibaretti.

Şeyh-ül İslam İbn-i Teymiyye ’nin kardeşi Zeyneddin Abdurrahman şöyle diyor: Kur’an-ı Kerimi 80 defa hat­mettikten sonra yeni bir hatme daha başladı ve Kamer sûresinin “Şüphesiz müttakiler cennetlerde aydınlıklar içindedirler. Rıza gösterilen bir yerde… Kudretine ni­hayet olmayan bir melikin
(ALLAH ’ın) huzurunda” âyetlerine ulaştı. Benim yerime, Abdullah b. Muhib ve Abdullah ez-Zerâyi ile birlikte hatme başlamıştı. Bu iki kişi de salih ve temiz kişilerdi. İkisi hakiki kardeştiler. İbn Teymiye onların okuma tarzını çok beğenirdi. Bu hatim henüz bitmemişti; (bitmeye çok yaklaşmıştı) ki, hayatının son demleri bitti.

O, ölüm hastalığına yakalanınca sultan vekili olan Suriye genel valisi kendisini yoklamaya geldi. Hal ve hatırını sorduktan sonra tekrar tekrar özürler dileye­rek; eğer bir kusurum olduysa, ya da sizi üzdüysem Al­lah için beni bağışlayın, dedi. Şehid Şeyh-ül İslam İbn-i Teymiyye cevap ola­rak şöyle konuştu.

“Ben sana da haklarımı helâl ettim, bana düşman­lık eden herkesi de affettim. Çünkü onlar benim doğru ve hak üzerinde olduğumu bilmiyorlardı. Yüce sultan Melik Nâsır’a da beni hapsetmesinden dolayı hakkımı helâl ettim. Ve neden beni hapsetti diye de şikâyetçi değilim. Çünkü o, kendi nefsine uyarak değil, âlimlerin sözüne uyarak, onlara güvendiği için beni hapsetti. Bu meselede o ma’zûrdur (suçsuzdur). Kendi şahsıma ait meselede ben herkesi bağışladım. Sadece Allah ve Resulüne düşmanlık yapanı bağışlamıyorum.”

Ölümünden 20-22 gün önce durumu ağırlaştı, artık bir daha düzelmedi.
 Nihayet 22 Zilkade 728 gecele­yin Hakk’ın davetine icabet etti. 
Son nefesini teslim etti. 
Bu binbir değerlerin sahibi, nice meziyetlerin ve ye­teneklerin üstün insanı 67 yaşında dünyadan göçtü.

Âyet :Yeryüzünde olan herkes yok olacak; ancak Celâl ve İkram sahibi Rabbinin zâtı devamlı kalacaktır.”

Şehid Şeyh-ül islâm’m vefat haberini hapiste bulunduğu kalenin müezzini minareye çıkarak ilân etti. Surlar üzerinde görevli bulunan muhafızlar da bulundukları yerlerden daha uzaklara bu haberi yaydılar. Bu haber şehirde şimşek gibi yayıldı. Kalenin kapısı açıldı, içeri girmek için herkese izin verildi. Halk bölük bölük geli­yor, ziyaret edip gidiyordu. Derin hürmetlerinden dola­yı hemen herkes, onun Rabbine secde için saatlerce ye­re kapanan alnını öpüyordu.
Şeyh-ül İslam İbn-i Teymiyye 
_ Rahimahullah _
Düşmanlarım bana ne yapabilir ki Hapse konulmam halvet, öldürülmem şehadet, yurdumdan çıkarılmam ise hicrettir. Gerçek mahkûm, ALLAH Subhânehû Ve Teâla zikrinden uzak olandır. Hakiki esir ise nefsine köle olmuş kişidir.
 
Salih amel işleyen ve O’nun hadlerini muhafaza eden müminler için büyük bir mükafat, dünyada hemen verilecek bir zafer ve ahirette ebedi nimetler vardır. 

ALLAH Resulü s.a.v’in de bir hadislerinde buyurduğu gibi : gecesi gündüzü gibi  apaydın olan bir yoldur.

İBN MACE : 1.C.43.N

 Öyleyse söylenecek tek söz, yine 

ALLAH Resulü s.a.v’in söylediği şu sözdür

 Artık bu yoldan sapan halek olur.

İBN MACE :1.43.N – AHMED :4126

اَللّٰهُمَّ ارْحَمْ أُمَّةَ مُحَمَّدٍ رَحْمَةً عَامَّةً

Allah’ım Ümmet-i Muhammed’ Umûmi

 Bir Rahmet İle Merhamet Eyle

(Ali el-Müttakî,no: 3212, 3702)

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Saz ve Söz Ustası Muharrem Ertaş'a Vefa !
Saz ve Söz Ustası Muharrem Ertaş'a Vefa !
Esenlerli Erdem Orhan Gencebay ile Tanıştı !
Esenlerli Erdem Orhan Gencebay ile Tanıştı !