escort bayan, ankara escort, eskort bayan ankara escort
Advert
Advert
 Hüküm yalnızca Allah'ındır. O, doğru haberi verir ve O, ayırt edenlerin en hayırlısıdır.
Haci Ahmet Ünlü

Hüküm yalnızca Allah'ındır. O, doğru haberi verir ve O, ayırt edenlerin en hayırlısıdır.

Yaratan, emreden, insanlara kanunlar yapmak suretiyle onlara yol göstererek onları acziyet, unutkanlık ve zulümle malul beşerin hevasına terk etmeyen Allah’a hamd olsun. Salât ve selam; şeriat-ı ğarra sahibi Muhammed Mustafa’ya, pak ailesine, ashabına ve kıyamete kadar ona tabi olanların üzerine olsun.

 

İslam akaidinin en temel meselelerinden biri, başlıkta ifadesi bulan Hâkimiyet Allah’ındır inancıdır. İnsanoğlunun fıtratına yerleştirilmiş olan ve kevni ayetlerle desteklenen bu bilgi, her Peygamberin kavmini davet ettiği hakikattir aynı zamanda. İslam bu meseleyi tevhidin üç ana rüknüne bağlayarak onun yerinin ne denli önemli olduğunu göstermiştir. Hâkimiyetin Allah’a ait oluşu O’nun subhanehu ve teâlâ ilah olmasının, Rabb olmasının ve El-Hakem isminin gereğidir.

“Bizim, sizi boş bir amaç uğruna yarattığımızı ve gerçekten bize döndürülüp getirilmeyeceğinizi mi sanmıştınız? Hak melik olan Allah pek yücedir, Ondan başka ilah yoktur; kerim olan Arş’ın Rabbidir.” (23/ Mu’minun 115-116)

İnsanlığın bu bozuk inancına Allah’ın subhanehu ve teâlâ müdahalesine örnek olarak Mu’minun suresindeki şu pasajı verebiliriz:

“(Rasûlüm!) de ki: ‘Eğer biliyorsanız (söyleyin bakalım), bu dünya ve onda bulunanlar kime aittir?’, ‘Allah’a aittir’ diyecekler. ‘Öyle ise siz hiç düşünüp taşınmaz mısınız!’ de. ‘Yedi kat göklerin Rabbi, azametli Arş’ın Rabbi kimdir?’ diye sor.'(Bunlar da) Allah’ındır’ diyecekler. ‘Şu hâlde siz Allah’tan korkmaz mısınız!’ de. ‘Eğer biliyorsanız (söyleyin), her şeyin melekutu (mülkiyeti ve yönetimi) kendisinin elinde olan, kendisi her şeyi koruyup kollayan, fakat kendisi korunmayan (buna muhtaç olmayan) kimdir?’ diye sor.'(Bunların hepsi) Allah’ındır’ diyecekler. ‘Öyle ise nasıl olup da büyüye kapılıyorsunuz?’ de.” (23/Mu’minun, 84-89)

Bu bölümde müşriklerin Allah inancına dair ağızlarıyla ikrar ettikleri bazı kabuller zikrediliyor. Yaratma, yerin ve göğün mülkünün Allah’a ait olması, arşın sahipliği, her şeyi koruyan ve gözetenin Allah olması ve hiçbir şeyin Allah’ı subhanehu ve teâlâ koruyamayacağı yani O’nun her şeyden üstün olması meselesi.

Evet, bu cevaplar müşriklerin Allah inancına dair söyledikleridir. Ancak ayetlerin devamında Allah’ın bu cevapları kabul etmediğini ve onları yalanladığını görüyoruz.

“Doğrusu biz onlara gerçeği getirdik; onlar ise hakikaten yalancılardır.” (23/ Mu’minun, 90)

“Allah evlat edinmemiştir; O’nunla beraber hiçbir ilah da yoktur. Aksi takdirde her ilah kendi yarattığını sevk ve idare eder ve mutlaka onlardan biri diğerine galebe çalardı. Allah, onların (müşriklerin) yakıştırdıkları şeylerden münezzehtir. Allah, gaybı da şehadeti de bilendir. O, müşriklerin ortak koştukları şeylerden çok yüce ve münezzehtir.” (23/ Mu’minun, 91-92)

“Gerçekten sizin Rabbiniz, altı günde gökleri ve yeri yaratan, sonra arşa istiva eden Allah’tır. Gündüzü, durmaksızın kendisini kovalayan geceyle örten, güneşe, aya ve yıldızlara kendi buyruğuyla baş eğdirendir. Haberiniz olsun, yaratmak da, emir/hüküm de yalnızca O’nundur. Âlemlerin Rabbi olan Allah ne yücedir.” (7/Araf, 54)

“De ki: ‘(Kehf Ashabı’nın) ne kadar kaldıklarını Allah daha iyi bilir. Göklerin ve yerin gaybı O’nundur. O, ne güzel görmekte ve ne güzel işitmektedir. O’nun dışında onların bir velisi yoktur. Kendi hükmünde hiç kimseyi ortak kılmaz.’ ” (18/Kehf, 26)

Kur’an-ı Kerim’de bu hükmü destekleyen onlarca ayet vardır. Bunların çoğu da hasr üslubuyla varid olmuştur. Yani Hâkimiyetin sadece ve sadece Allah’a ait olduğunu ifade eder.

“…Hüküm, yalnızca Allah’ındır. O, kendisinden başkasına kulluk etmemenizi emretmiştir. Dosdoğru olan din işte budur, ancak insanların çoğu bilmezler.” (12/Yusuf, 40)

“O, Allah’tır, kendisinden başka ilah yoktur. İlkte de, sonda da hamd O’nundur. Hüküm O’nundur ve O’na döndürüleceksiniz.” (28/Kasas, 70)

“Ve Allah ile beraber başka bir ilaha tapma. O’ndan başka ilah yoktur. O’nun yüzünden (zatından) başka her şey helak olucudur. Hüküm O’nundur ve siz O’na döndürüleceksiniz.” (28/Kasas, 88)

“Sizin (durumunuz) böyledir. Çünkü bir olan Allah’a çağırıldığınız zaman inkar ettiniz. O’na ortak koşulduğunda inanıp onayladınız. Artık hüküm, yüce, büyük olan Allah’ındır.” (40/Mümin, 12)

“Hakkında ihtilafa düştüğünüz herhangi bir şey; artık O’nun hükmü Allah’ındır. İşte Rabbim olan Allah. Ben O’na tevekkül ettim ve yalnızca O’na dönüp yönelirim.” (42/Şura, 10)

“Onlar görmüyorlar mı ki, gerçekten biz arza geliyor ve onu çevresinden eksiltiyoruz. Allah hüküm verir. Onun hükmünün peşine düşecek yoktur. Ve O, hesabı pek çabuk görendir.” (13/Rad, 41)

“De ki: ‘Ben, gerçekten Rabbimden kesin bir belge üzerindeyim, siz ise onu yalanladınız. Sizin kendisine acele ettiğiniz (azap) yanımda değildir. Hüküm yalnızca Allah’ındır. O, doğru haberi verir ve O, ayırt edenlerin en hayırlısıdır.‘ ” (6/En’am, 57)

Allah Rasûlü’nün sallallahu aleyhi ve sellem haber verdiği gibi:

“İslam garip olarak başladı, tekrar garip olarak dönecek. Müjdeler olsun gariplere.” (Müslim, 232)

Bugün muvahhidler İslam’ın bu en açık hakikatini insanlara anlatırken garip durumuna düşüyor, yeni bir dinden bahsediyorlarmışçasına şaşkın bakışlar, küçümser yüz ifadeleriyle karşılanıyorlar. Düne kadar bu hakikatleri ikrar eden, bunlar uğruna yaşayan ve ölen insanlar tarafından aşırılıkla suçlanıyorlar. İşi bir adım ileriye taşıyıp dinde ‘hâkimiyet tevhidi’ diye bir şey yoktur diyenlerle dahi olabiliyorlar. Kendilerini selefe nispet eden asrın mürcielerin de olduğu gibi…

Bu durumlar muvahhidlerin azimlerini kırmamalı, onları davet vazifesi ve tevhidin şahitliğinden alıkoymamalıdır.

Yalnızlık, gariplik, azınlıkta kalmak, çoğunluğun tevhidden yüz çeviriyor olması bizleri umutsuzluğa sevk etmemelidir. Aynı duyguları yaşayan ilk nesli teselli eden ayetlerle yolun yorgunluğuna teselli bulmalı, uzunluğuna azık edinmeliyiz.

“De ki: ‘Yeryüzünde dolaşın da daha öncekilerin sonları nasıl olmuş bir bakın!’ Onların çoğu müşriklerdi.” (30/Rum, 42)

“Yeryüzünde bulunanların çoğuna uyarsan seni Allah’ın yolundan saptırırlar. Onlar sadece zanna uyuyorlar ve sadece tahminde bulunuyor (sadece yalan söylüyorlar).” (6/En’am, 116)

Bir seçim sürecine girmiş bulunuyoruz. Bize düşen şahitliğimizi yerine getirmek ve insanları uyarmaktır. İnsanların batılda ısrarı bizleri hayra davet etmek, iyiliği emir ve kötülükten alıkoyma vazifesinden alıkoymamalıdır.

“İçlerinden bir topluluk: ‘Allah’ın kendilerini helak edeceği yahut şiddetli bir şekilde azaba çarptıracağı bir topluluğa neden öğüt veriyorsunuz?’ dediklerinde (öğüt verenler): ‘Rabbinize karşı bir mazeretimizin olması için ve belki sakınırlar diye!’ dediler.” (7/Araf, 54)

Salât ve selam; şeriat-ı ğarra sahibi Muhammed Mustafa’ya, pak ailesine, ashabına ve kıyamete kadar ona tabi olanların üzerine olsun,

Amin

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Esenler'de Sanat Sokakta !
Esenler'de Sanat Sokakta !
Eyüp Belediyesi'nin festival standı ilgi odağı oldu!
Eyüp Belediyesi'nin festival standı ilgi odağı oldu!