en iyi bahis siteleri bahis siteleri casino siteleri kaçak iddaa kaçak iddaa bahis siteleri canlı bahis siteleri bahis siteleri Haci Ahmet Ünlü İmân Çok Önemli Bir Mes’eledir Ehl-i Sünnet'de İmanın Tanımı
Advert
Advert

istanbul escort

istanbul escort

ankara nakliyat

escort istanbul

İmân Çok Önemli Bir Mes’eledir Ehl-i Sünnet'de İmanın Tanımı
Haci Ahmet Ünlü

İmân Çok Önemli Bir Mes’eledir Ehl-i Sünnet'de İmanın Tanımı

Rahmân ve Rahîm olan ALLAH ’ın ismiyle… Hamd, -âlemlerin Rabbi olan- ALLAH ’a mahsustur. O’na hamd eder, O’ndan yardım ve mağfiret dileriz. Nefislerimizin şerrinden ve amellerimizin kötülüğünden O’na sığınırız. O’nun hidâyete erdirdiğini hiç kimse saptıramaz, saptırdığını ise hiç kimse hidâyete erdiremez. Şehâdet ederim ki, ALLAH ’tan başka ibâdete lâyık hiçbir ilâh yoktur. Ve yine şehâdet ederim ki, Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem O’nun kulu ve Rasûlüdür.

Ehl-i Sünnet âlimleri îmânın kalb ile tasdîk, dil ile ikrâr ve âzâlarla amel etmek olduğunda ve itaatlerle artıp, masiyetlerle azalacağında icmâ etmişlerdir. Nitekim:

İmâm Sufyân bin Uyeyne rahîmehullâh şöyle demiştir.

 Îmân, söz ve ameldir. Bizden öncekilerden onu, söz ve amel olarak aldık. Amel olmadan söz olmaz.” 

Abdullâh bin Ahmed, es-Sünne

1/346; İbn Battâ, el-İbâne: 2/855

 el-Acurrî eş-Şeria: 2/604

İmâm Şâfiî rahîmehullâh şöyle demiştir: Sahâbe, tabiin ve onlardan sonra bizim kendilerine yetiştiğimiz kimseler: ‘Îmân: Söz fiil ve niyettir. 

Bu üçünden birisi diğeri  olmadıkça geçerli değildir’ diye icmâ ettiler.

El-Lalekâî Şerhu Usuli İtikadi Ehli’s-Sünne: 5/956 

İbni Teymiyye, Mecmûu’l-Fetâvâ: 7/209

İmâm Ahmed bin Hanbel rahîmehullâh şöyle demiştir

Tabiinden, Müslümanların imâmlarından, selef imâmlarından ve çeşitli ülkelerin fıkıhçılarından doksan kişi Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem’in vefat ettiği esnadaki sünnetine göre: ‘Îmân: Söz ve fiildir. İtaatle artar, masiyetle eksilir’ diye icmâ ettiler.

İbn Receb, Tabakatu’l-Hanabile: 1/130.

İmâm Buhârî rahîmehullâh şöyle demiştir: Çeşitli ülkelerden binden fazla âlimle karşılaştım. Hiç kimsenin îmânın söz ve fiil olduğunda, artıp eksilebileceğinde ihtilaf ettiğini görmedim.

İbn Hacer, Fethu’l-Bârî: 1/47; Alûsî, Rûhu’l-Meânî: 5/156.

İmâm el-Acurrî rahîmehullâh şöyle demiştir: “Allâh size ve bize merhamet etsin. Biliniz ki Müslüman âlimlerin üzerinde icmâ ettikleri esasa göre îmân, bütün insânlara farzdır. O da, kalb ile tasdîk, dil ile ikrâr ve âzâlarla amel etmektir.

Ve yine biliniz ki beraberinde dilin söylemesi olmadıkça sadece kalb ile bilmek ve tasdîk etmek yeterli değildir. Âzâlarla amel etmek olmadıkça da kalb ile bilmek ve lisân ile söylemek yeterli değildir. Bu üç haslet bir kimsede eksiksiz bulunduğu zaman mü’min olur. Kur’ân, Sünnet ve Müslüman âlimlerin görüşleri buna delâlet eder.

 Acurrî, eş-Şeria: 2/611

İmâm El-Beğavî rahîmehullâh şöyle demiştir: Sahâbeler, tabiinler ve onlardan sonra gelen sünnet âlimleri amellerin îmândan bir cüz olduğu konusunda görüş birliği içindedirler.

Onlar dediler ki: Îmân söz, amel ve akidedir.

El-Beğavî, Şerhu’s-Sünne: 1/38

Allâh Subhânehu ve Teâlâ, başka bir âyet-i kerîme’de şöyle buyurmaktadır:

“Ey Rasûl! Kalbleri inanmadıkları halde ağızlarıyla ‘inandık’ diyenlerle Yahudilerden küfür içinde çaba harcayanlar seni üzmesin.” 

(Maide Suresi 5/ Ayet 41)

Îmânın sahîh olabilmesi için kalb ile tasdîk edilmesinin gerekli olduğunu ifâde eden birçok hadîsi şerîf vardır. Onlardan bazıları şöyledir:

“Ebû Said el-Hudrî radıyallâhu anh’dan rivâyet edildiğine göre, Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdular: Cennetlikler cennete, cehennemlikler de cehenneme girdikten sonra Allâh Subhânehu ve Teâlâ: ‘Kalbinde hardal danesi ağırlığınca îmânı olanı (ce­hennemden) çıkarın!’ buyurur.

 (  Buhârî 22 Müslim 146 ) Hadis-i Şerif 

Kalbten yakînî olarak şehâdet edilen kelime-i tevhid’in, cehennem ateşinde ebedî olarak kalmaya mânî olacağı ifâde edilen bu hadîs-i şerîf, bir önceki hadîste zikredilenleri takviye ederek kalb ile tasdîk etmedikçe îmân iddiasının geçerli olmayacağı hakkında açık bir nassdır.

İmâm İbni Kayyim rahîmehullâh kalbin tasdîki hakkında şöyle demiştir

Îmânın hakikati söz ve fiilden oluşur. Söz iki kısımdır: Kalbin sözü ki bu itikattır (kalbin inanması, bağlanmasıdır), dilin sözü ise İslâm kelimesini konuşmaktır (kelime-i tevhîd’i söylemektir). Fiil de iki kısımdır: Kalbin fiili ki bu niyet ve ihlâstır. İkincisi organların fiilidir. Bu dördü bulunmadığı zaman îmân kemâliyle bulunmaz. Kalbin tasdîki bulunmadığı zaman kalan kısımların faydası olmaz.

İbni Kayyim Kitâbu’s-Salât: 56

ALLAH Subhânehu ve Teâlâ, şöyle buyurmaktadır

 

“Deyin ki: ‘Biz Allâh’a ve bize indirilene inandık.

 (Bakara Suresi 2/ Ayet 136)

Allâh Subhânehu ve Teâlâ, diğer bir âyet-i kerîmesinde şöyle buyurmaktadır:

“Şüphesiz: ‘Bizim Rabbimiz Allâh’tır’ deyip sonra doğru bir istikâmet tutturanlar (yok mu); artık onlar için korku yoktur ve onlar mahzun olmayacaklardır.

(Ahkâf Suresi 46/ Ayet 13)

Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat, Kitâb ve Sünnet’in açık beyânı ile şu sözler üzerinde icmâ etmişlerdir

Îmân: Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem’in Allâh’u Teâlâ’dan getirdiklerini kalb ile tasdîk etmek, dil ile ikrâr etmek ve gerektirdikleriyle amel etmektir. Tâatlerle (ibâdetlerle) artar, masiyetlerle (günâhlarla) azalır. Böylece îmân, Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem’in Allâh’u Teâlâ’dan getirdiği tüm şeyleri kalben tasdîk etmeyi yani kalbin söz ve amelini, dil ile ikrâr etmeyi yani dilin söz ve amelini ve âzâların amelini kuşatmaktadır.

Kalbin sözü hakkı tanıyarak onu kabul etmesi ve onda şüphe etmemesidir. Kalbin ameli ise kalbin niyet ve kastını Allâh’a ait kılması, itaat ve teslimiyet, inâbe (yönelme) ve tevekkül (dayanma), havf (korkma) ve reca (ümit etme), istiane (sığınma) ve istigase (yardım isteme) gibi ibâdetleri sadece Allâh’a yapmasıdır.

Dilin sözü, îmân için kabul ettiğini söylemesi gerekli olan şeyleri ikrâr ederek bunlara bağlanmasıdır. Dilin ameli ise dil ile yapılan; kelime-i şehâdeti söylemek, Kur’ân okumak ve zikretmek gibi ibâdetleri yerine getirmektir.

Âzâların ameli, kalbin, dilin ve diğer âzâların emredilenleri yaparak yasaklanan şeylerden kaçınmasıdır.

ALLAH Subhânehû Ve Teâla Tevbe Süresinde. 

  Ama Allah'a ve Âhiret gününe (dosdoğru) imân edenler, mal­larıyla, canlarıyla (Allah yolunda) cihât etmeleri hususunda (geri kalmak için) senden izin istemezler. Allah (iki yüzlülükten ve döneklikten) sakınan­ları sever.

 (Tevbe Suresi Ayet 44)

Çünkü müminler davanın menfaatini her türlü menfaatin önünde tutmadıkça, dava için yapılacak her hangi bir işi, her türlü işin önünde tutmadıkça, kâmil mümin olamayacaklarının ve nefsin kirlerinden arınamayacaklarının farkındadırlar. 

اَللّٰهُمَّ ارْحَمْ أُمَّةَ مُحَمَّدٍ رَحْمَةً عَامَّةًAllah’ım Ümmet-i Muhammed’ Umûmi Bir Rahmet İle Merhamet Eyle

(Ali el-Müttakî,no: 3212, 3702)Dua Eder Dua Beklerim Abilerim Ablalarım Kardeşlerim Hacı Ahmet Ünlü

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
Copyright 2019 Sultangaziajans.Com Tüm hakları saklıdır.
Sistem :
Haber Yazılımı

istanbul escort

istanbul escort

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Gaziosmanpaşa’da Park ve Yeşil Alanlar İlaçlanıyor
Gaziosmanpaşa’da Park ve Yeşil Alanlar İlaçlanıyor
5 Yılımızı Birlikte Planlıyoruz
5 Yılımızı Birlikte Planlıyoruz