Advert
Advert
Advert
Ehl-i Sünnet Ve Önemi
Haci Ahmet Ünlü

Ehl-i Sünnet Ve Önemi

Rahmân ve Rahîm olan ALLAH Subhânehû Ve Teâla ’nın ismiyle Hamd, Alemlerin Rabbi olan- ALLAH Subhânehû Ve Teâla ’ya mahsustur. O’na hamd eder, O’ndan yardım ve mağfiret dileriz. Nefislerimizin şerrinden ve amellerimizin kötülüğünden O’na sığınırız. O’nun hidâyete erdirdiğini hiç kimse saptıramaz, saptırdığını ise hiç kimse hidâyete erdiremez. Şehâdet ederim ki, ALLAH Subhânehû Ve Teâla ’tan başka ibâdete lâyık hiçbir ilâh yoktur. Ve yine şehâdet ederim ki, Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem O’nun kulu ve Rasûlüdür.

Bu dört mezhep imamlarının Kitap, Sünnet ve Ashabın icmâına muhalif düşen görüşlerinden vazgeçtiklerine ettiklerine dair birçok sahih rivayetler mevcuttur. Bunlar “Görüşüm, sahih hadise muhalif düşer­se, hadis mezhebimdir. Sahih hadise karşı, sözümü duvara çalın” gi­bi sözlerle, hükümlerde mutlaka ana kaynaklara bağlılıklarını ifade ederler. Onların bu ifadeleri güvenilir kaynaklarda zikredilmektedir. Hiçbirisi kendisini kanun koyucu olarak görmemiştir. Gerçek kanun koyan, helal ve haramı açıklayan ALLAH Subhânehû Ve Teala’dır. Bu ka­nunları insanlara tebliğ eden ve açıklayan ALLAH Subhânehû Ve Teâla ’nın Resulü (s.a.v.) Efendimizdir. “Sahih hadisi bulduğunuz zaman, sözümü duvara çalın” mu­hatapları da, bu mezhep imamlarından sonra gelen, olara tâbi, onların meto­dunu bilen, naklî ve aklî ilimleri bilen ve muttaki, mezhepte müçtehid ilim adamlarıdır. Bunların çoğu, hatta tamamı hadisleri ezberlemiş, mezhep imamlarının delillerini, kuvvet ve zayıflığını bi­len, bütün usûl ve furû’u yutmuş, halleri fetvalarından daha temiz ve takva yolunu daima tercih etmiş zatlardır.(Bununla beraber) Müçtehid olmayan bir kimse(nin), ulemanın görüşünü terkederek, duyduğu bir ayete veya hadise tabi olması caiz değildir. Çünkü, ulemâ o ayeti veya hadisi mutlaka görmüştür. Şayet muhalefet etmişse mutlaka bildiği bir delile dayanmaktadır.

Müslüman bu dört mezhepten birisine tabi olmakla Kitap ve Sünnetin yolundan çıkmış olmaz. Tam tersine bunlardan birisine uyan tam manasıyla Kitap ve Sünnete uymuş olur.

Herhangi bir mezhep imamının mutlak taklidi yeterlidir. Ancak her halükarda ve bütün konularda taklid et­tiği mezhebe bağlı kalması da şart değildir. Mecburiyet hasıl olduğu zaman ve yerlerde, telfîke düşmemek kaydıyla, yani bir tek konuda birkaç mezhebin kolay tarafını seçmemek şartıyla başka bir mezhebi taklid etmesi caizdir.

Şunu da unutmamak gerekir ki, yüce İslam dinini bir tek mez­hebin çerçevesine sıkıştırmak imkansız olduğu kadar, müslümanlar için büyük bir darlık ve sıkıntı doğurur. Yalnız sabah Hanefî, akşam Şafii olmak da ehli sünnetin mezheplerini eğlenceye almak olduğu gibi asla doğru bir hareket de değildir.

İmam Şâfii (r.a.) buyuruyorlar ki: “Kitap, sünnet, ashap ve icmâya muhalif şeyleri ihdas etmek sapıklıktır. Bunlara muhalif ol­mayan, hayırlı ve güzel olan şeyleri ihdas etmek ise, kötü bid’at değil­dir.”

Hiç birimizin Ebu Hanife, Malik bin Enes, Muhammed bin İdris Şâfıi, Ahmed bin Hanbel  ve onların mezheplerinde müçtehid olan ulema gibi Kitap ve Sünneti bilemediğimiz gibi onların mertebele­rine de ulaşamayız. Bu yüzden dini konularda, ehli sünnet imamla­rından birisinin mezhebine mutlaka tabi olmak zorundayız. Aklımıza veya zayıf rivayetlere uyarak ahkam kesmemeliyiz, helaldir veya ha­ramdır, sünnettir veya bid’adır dememeliyiz, İslam âleminin büyük çoğunluğu ehli sünnet müçtehid ulemasının yolu üzerinde birleşmiş ve mezheplerinin hakkaniyeti üzerinde ittifak etmiştir. Ehli Sünnet’in bu ittifakı icmâdır.

Kitap hakkında kısa bilgi: Bu kitap, dört mezhep imamı; Ebu Hanife, Mâlik, Şâfiî ve Ahmed b. Hanbel’in -Allah hepsine rahmet etsin- itikadının açıklamasını içermektedir. Bu dört imamın akîdeleri de; Kur’an ve Sünnet’in işâret ettiği, sahâbe ve onlara güzellikle uyan tâbiînin üzerinde bulundukları akîdedir. Bu imamlar arasında -Allah’a hamd olsun- dînin esasları konusunda hiçbir görüş ayrılığı yoktur. Aksine onlar, Allah Teâlâ’nın sıfatlarına îmân, Kur’an’ın, Allah’ın kelâmı olduğu ve mahluk olmadığı, îmânın, kalp ve dilin tasdiki ile olması gerektiği konusunda hemfikirdirler. Hatta onlar, Yunan felsefesinden ve kelâmcı ekollerden etkilenen Cehmiyye gibi kelâmcılara karşı durmuşlar ve onları reddetmişlerdir.

“Her kim de, kendisine doğru yol apaçık belli olduktan sonra, Peygambere aykırı harekette bulunur ve müminlerin yolundan baş­kasına uyar giderse, onu, döndüğü sapıklıkta bırakırız. Ahirette de kendisini cehenneme koyarız ki o, ne kötü bir dönüş yeridir.” (Nisâ s. 115)

Bir müslüman bu dört mezhebi terkederek Kitap ve Sünne­tin meal ve tercemelerinden anladığımla amel edip, hüküm çıkarabi­lirim veya ben de müçtehidim, bununla beraber ehli sünnettendim de­se, davası doğru olmaz.

Bu mübarek insanlar bütün ömürlerini ve bütün yeteneklerini bu büyük gayeye, bu çok önemli hizmete adamışlardı. Onlar dünyanın hiçbir makam ve mevkii­ne, hiçbir zevkine ve keyfine ilgi göstermemişlerdir.

ALLAH Subhânehu ve Teâlâ, şöyle buyurmaktadır.

Bismillahirrahmanirrahim 

 “Ey îmân edenler Yahûdi ve Hıristiyanları velîler edinmeyin! Onlar birbirlerinin velîleridirler. Sizden kim onları velî edinirse, muhakkak o da onlardandır. Şüphesiz Allâh, zalimler topluluğuna hidâyet vermez.” 

(Mâide Suresi Ayet  5/51)

ALLAH Subhânehu ve Teâlâ, başka bir âyet-i kerîmesinde şöyle buyurmaktadır.

Bismillahirrahmanirrahim

“Mü’minler, mü’minleri bırakıp da kâfirleri velîler edinmesinler. Kim böyle yaparsa, Allâh’tan hiçbir şey (yardım-bağlantı) yoktur.” 

(Ali İmran Suresi Ayet 3/28)

Hamd âlemlerin rabbi olan ALLAH Subhânehû Ve Teâla ’ya mahsustur. Salât ve selâm yaratılmışların en hayırlısı Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem’in, âlinin ve ashabının üzerine olsun.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Robotik Kodlama ve Yazılım Eğitimi Alan Öğrenciler Projelerini Sergiledi
Robotik Kodlama ve Yazılım Eğitimi Alan Öğrenciler Projelerini Sergiledi
Gaziosmanpaşa’da Çevre Elçisi Öğrenciler Doğayı Korumak İçin Bez Çanta Dağıttı
Gaziosmanpaşa’da Çevre Elçisi Öğrenciler Doğayı Korumak İçin Bez Çanta Dağıttı