Advert
Advert
Advert
İfsada Uğramış Toplumların İSLAHI
Haci Ahmet Ünlü

İfsada Uğramış Toplumların İSLAHI

Bismillahirrahmanirrahim
Hamd Göklerin ve Yerin Rabbi,Rahman,Rahim,Din günün sahibi Yarattıkları üzerinde mutlak tasarruf yetkisine sahip Allah Azze ve Celle ye Mahsustur.Salat ve selam Müminlerin önderi,Yaşayan Kur’an Hz.Muhammed (s.a.v)’e aline,ashabına ve onları takip eden Müminlerin üzerine olsun inşallah.
Allah (c.c) Yuşa b. Nun’a (a.s) şunu vahyetti: Senin kavminin hayırlılarından kırk bin, şerlilerinden de altmış bin kişiyi helak edeceğim. Yuşa (a.s) dedi ki: Ya Rabbi! Şerlileri helak etmeni anladım da hayırlıları helak etmenin sebebi nedir? Allah (c.c) şöyle buyurdu: Çünkü onlar benim kızdığım kimselere kızmıyorlar; onlarla birlikte yiyip içmekte bir sakınca görmüyorlardı.“ Bugün hızlı bir bozulma ve yozlaşma ile karşı karşıyayız. Her şey, Allahın emir ve nehiylerinin aksine .Kötülük, haramlar, yasaklar cazip görünüyor ve gösteriliyor. İnsanlar kötülüğün cazibesine kapılmış. İyiler,Allahın emir ve yasaklarına uymaya çalışanlar suçluymuş gibi gösterilip, kınanıyor ve mahrum ediliyor. Daha önce cezalandırılan toplumların helâk olmasına sebep olan davranışlar ve hayat tarzı özendiriliyor. Ve yaygınlaştırılıyor. Tüm bunların önüne geçilebilmesi Allah (c.c)’ın Ali imran suresi 104. Ayeti celilesin de beyan ettiği “Sizden, hayra çağıran, iyiliği emredip kötülüğü meneden bir topluluk bulunsun. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir “ emri ilahisine uymakla ancak mümkündür. Allah (c.c) iyiliği emredip kötülüğü men etmeyi terk eden topluluğu da kötülemiştir. “Onlar, işledikleri kötülükten, birbirini vazgeçirmeye çalışmazlardı. Andolsun yaptıkları ne kötüdür!”(Maide 79) Enes b. Malik (ra) Rasulullah (Sav)’in şöyle buyurduğunu rivayet ediyor: “İnsanlardan öyleleri vardır ki, onlar şerre kilit, hayra anahtar olma görevi üstlenirler. Yine insanlar içinde öyleleri vardır ki, onlar, hayra kilit şerre anahtar olurlar.
“Resulullah (sav) Mekkede iken ona bir adam gelip şöyle dedi: - Peygamber olduğunu iddia eden kişi sen misin? Resulullah (sav) evet demesi üzerine adam şu soruyu sordu: - Allah katında en sevimli olan amel hangisidir?
-Allaha inanmak.(Tevhid inancına sahib olmak)
-Sonra hangisi?
-Akraba ve komşularla iyi ilişki kurmak.
-Sonra hangisi?
-İyiliği emredip, kötülükten alıkoymak. Bundan sonra adam şunu sordu:
-Allah katında amellerin en sevimsiz olanı hangisidir?
-Allaha ortak koşmak.
-Sonra hangisi?
-Komşu ve akrabalarla ilişkiyi kesmek.
-Sonra hangisi?
-İyiliği emretmeyi ve kötülüğü yasaklamayı terk etmek.”
İyiliği emredip kötülüğü yasaklayan kimsenin bu işi gizli yapması daha uygundur. Çünkü öğüt vermede böylesi daha etkilidir. Ebu Derda (ra) diyor ki : “Arkadaşına açıktan öğüt veren kimse onun kusurunu ortaya çıkarmış olur. Eğer kişinin gizlice verdiği öğüt etkili olmazsa açıktan öğüt vermeli ve bu hususta iyi insanlardan yardım istemelidir. Çünkü bunu yapmadıkları takdirde toplumda günahkarlar hakimiyeti ele geçirir. Bunun sonucu olarak da hepsinin helak olacağı bir azaba çarptırılırlar.” Hz. Huzeyfe (ra), Resulullah (sav) şöyle buyurduğunu rivayet ediyor: “Nefsimi kudretinde bulunduran Allaha yemin ederim ki, siz iyiliği emretmeli kötülükleri de menetmelisiniz.  Böyle yapmadığınız takdirde Allah’ın katından size bir azabın gelmesi yakındır. Sonra azaptan kurtulmak için Allaha yalvarırsınız ama Allah dualarınızı kabul etmez.” (Tirmizi)
Ebu Said el Hudri (ra)’ın rivayetine göre Resulullah (sav) şöyle buyuruyor: “Sizden biriniz bir kötülük gördüğünde onu eliyle düzeltsin, buna gücü yetmezse diliyle engel olsun, buna da gücü yetmezse kalbi ile buğz etsin. Kalbiyle buğz etmesi iman ehlinin yapabileceği işlerin en zayıfıdır. (Müslim)
Zira Allah (cc) Lokman kıssasını anlatırken şöyle buyurmuştur: “İyiliği emret, kötülükten vazgeçirmeye çalış, başına gelenlere sabret.” (Lokman 17)
Enes b. Malik (ra) Resulullah (sav) şöyle buyurduğunu rivayet ediyor: “Miraca çıktığım gece bir kısım adamlar gördüm, dudakları makasla kesiliyordu. Cebrail’e bunlar kimlerdir ?diye sordum. Cebrail cevap verdi: Bunlar senin ümmetinden, insanlara iyiliği emredip, söylediklerini kendi hayatlarına yansıtmayanlardır. Onlar kitabı okurlar ama okuduklarıyla amel etmezler onu davranışa dönüştürmezlerdi. (Ahmed, Müsned)
İbni Teymiye r.h şöyle dedi:"Her kim rasulün getirdiğine bağlanmadığı halde Allah’ı sevdiğini iddia ederse yalan söylemiştir. Çünkü onun sevgisi sadece Allah-u Teâlâ'ya değildir. Şayet Allah-u Teâlâ'yı sever, fakat rasulün getirdiğine bağlanmazsa bu kimsenin sevgisi şirk olan sevgidir. Zira bu kimse rasulün getirdiğine bağlanmamış, kendi heva ve hevesine bağlanmıştır. Böyle bir sevgi iddiası yahudi ve hristiyanların Allah-u Teâlâ'yı sevdiklerini iddia etmelerine benzer. Çünkü onlar Allah-u Teâlâ'yı sevme konusunda gerçekten ihlaslı olsaydılar, sadece Allah-u Teâlâ'nın sevdiğini sever ve ona tabi olurlardı. Bu sevgi ise kişiyi Rasulün getirdiğine bağlanmaya sevkeder. Bu kimseler Allah-u Teâlâ'yı sevdiklerini iddia etmelerine rağmen Allah-u Teâlâ'nın sevmediğini sevdikleri için, Allah-u Teâlâ'ya olan sevgi iddiaları aynı müşriklerin sevgi iddiası gibi olmuştur."
(Fetvalar c: 8 s: 360)
Rabbim iyiliği ilk başta kendi nefsine emredip kötülükten ilk olarak kendi nefsini arındıran sonra da toplumu arındırma adına bu görevi üstlenen kullarından olmayı cümlemize nasip eylesin İNŞALLAH..
Rabbimizden bizi doğru yola iletmesini, ayaklarımızı o yol üzere sabit kılmasını ve canımızı Müslüman (muvahhid) olarak almasını temenni ederiz.
AMİN…
DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Gaziosmanpaşa’da Çevre Elçisi Öğrenciler Doğayı Korumak İçin Bez Çanta Dağıttı
Gaziosmanpaşa’da Çevre Elçisi Öğrenciler Doğayı Korumak İçin Bez Çanta Dağıttı
Halkoyunlarının Geleceği Sarıyer'de Konuşuldu
Halkoyunlarının Geleceği Sarıyer'de Konuşuldu