en iyi bahis siteleri bahis siteleri casino siteleri kaçak iddaa kaçak iddaa bahis siteleri canlı bahis siteleri bahis siteleri Haci Ahmet Ünlü Şükür ve Sabır izmir escort
Advert
Advert
Şükür ve Sabır
Haci Ahmet Ünlü

Şükür ve Sabır

Bizleri tüm Rasûllerin ortak dini olan ve Allah’ın huzurunda ondan başka bir dinin kabul edilmeyeceği İslam’a hidayet eden Allah’a sonsuz hamd olsun. Salât ve selam, İslam dininin mihenk taşı ve son halkası olan Muhammed Mustafa’ya, onun pak ailesine ve ashabının üzerine olsun.

Kur’an-ı Kerim’inde “İnsanlar imtihandan geçirilmeden sadece iman ettik demeleriyle bırakılıvereceklerini mi sanıyorlar?” (Ankebut, 2) ayetiyle bizleri uyarıyor. İmtihanın şeklini ise, tıpkı geçmiş ümmetleri “bazen nimetlerle, bazen musibetlerle imtihana çektiği” (Araf, 168) gibi, “Sizi bir imtihan olarak iyilikle de kötülükle de deneyeceğiz.” (Enbiya, 35) buyurarak haber veriyor. Şu halde hepimiz dünya yolculuğumuzda az veya çok, nimetle de külfetle de karşılaşacağız. Bu yolculuğun sonunda felaha ulaşmamız, karşılaştığımız genişlik veya darlığın yürüyüşümüze engel olup olmamasıyla ilgili. Her halükârda dik durup istikamet üzere yol almak ise ancak imanla, ama amel halinde tezahür eden kâmil bir imanla mümkün. İmanın hayat içindeki görünümüne, darlık zamanında ise “sabır”, bolluk zamanında ise “şükür” diyoruz.

Ashabıyla sükut halinde otururlarken Rasul Efendimiz s.a.v.’in mübarek simalarında bir tebessüm beliriverir bir defasında. Sahabenin soran bakışlarını fark edince şöyle buyurur Efendimiz: “Müminin durumu ne kadar şaşırtıcıdır! Zira her işi onun için bir hayırdır. Üstelik bu başkasına değil, sadece mümine has bir durumdur. Ona memnun olacağı bir şey gelse şükreder; bu hayırdır.

Hoşlanmadığı bir zarar gelse sabreder; bu da onun için hayır olur.” İman dil ile ikrardan, sadece bir söylemden ibaret değil. Kalp ile tasdik edilmesi ve bu tasdikin davranışlarımızı belirlemesi, hayatımıza yön vermesi gerekiyor. Hepimiz bir imtihandan geçiriliyoruz dünya hayatında. Bazen yoklukla, bazen varlıkla sınanıyoruz. Bugün varlık içinde yaşayanların yarın fakr u zaruret içine düşmeyeceğinin garantisi yok. Bolluk ve rahatlıkta şımarıp kulluğumuzu unutuyor, darlık ve sıkıntıda ümitsizliğe kapılıyorsak, biz müslümanız, iman edenlerdeniz demek bir anlam taşımıyor.

Bu nedenle Cenab-ı Hak Kur’an-ı Kerim’inde “İnsanlar imtihandan geçirilmeden sadece iman ettik demeleriyle bırakılıvereceklerini mi sanıyorlar?” (Ankebut, 2) ayetiyle bizleri uyarıyor. İmtihanın şeklini ise, tıpkı geçmiş ümmetleri “bazen nimetlerle, bazen musibetlerle imtihana çektiği” (Araf, 168) gibi, “Sizi bir imtihan olarak iyilikle de kötülükle de deneyeceğiz.” (Enbiya, 35) buyurarak haber veriyor. Sabır, çoğu kimsenin zannettiği gibi bir eylemsizlik, tepkisizlik, edilgenlik yahut acizlik hali değildir.

Bir direniştir, kararlılıktır, dik durma çabasıdır, sürekli bir mücahededir. Yiğitliği gerektirir. Maruz kalınan türlü zorluklara, şeytanın, dünyanın, nefsin yönlendirmelerine karşı dinin; dinin muhayyer bıraktığı durumlarda ise akl-ı selimin ölçülerini korumak için gösterilen gayrettir sabır. Bu gayret, karşılaşılan zorluğun niteliğine göre bazen kararlılık ve sebat, bazen tahammül yahut katlanma, bazen de sakınma veya kendini dizginleme şeklinde olur. Aynı sebepledir ki kaynaklarımızda sabır, “itaat ve ibadete sabır”, “musibete sabır”, “masiyete sabır” diye üç başlık altında anlatılır. Fakat bütün sabır çeşitlerinde ortak zemin, “şartlar ne olursa olsun, dinin ölçülerinde ısrar ve kulluk edebini muhafaza”dır. Güzel sabırda mümin için sayısız hayırlar vardır.

O hayırlardan bir kısmı Kur’an-ı Kerim’de zikredilir. Mesela sabır “felaha ermenin şartı”dır (Âl-i İmran, 200). “Mağfiret, rahmet ve hidayet”e vesiledir (Bakara, 157). Sabredenlere “hesapsız mükafat” vaat edilmiştir (Zümer, 10). Ve Bakara suresinin 153. ayetinde buyurulduğu gibi “Şüphe yok ki Allah sabredenlerle beraberdir.” Öyle olduğu içindir ki sabır, Cenab-ı Hakk’ın yardımını celp eder. Zaferler ancak O’nun yardımıyla kazanılabildiği için de “Sabrın sonu zaferdir.” yahut “Sabrın sonu selamettir.” denilmiştir.

Güzel sabır, müminin olgunluğuna da işarettir. Cenab-ı Hak Kur’an-ı Kerim’de bizleri “biraz korku, biraz açlık, biraz da mallardan, canlardan, ürünlerden eksiltme ile imtihan edeceğini” (Bakara, 155) haber veriyor. Bu ilahî kanun her an her yerde, afetler, kazalar, ölümler, hastalıklar, işlerin bozulması gibi musibetlerle hükmünü yürütüyor. Böyle durumlarda bağırıp çağırarak şikayetten, kendimizi kaybedecek kadar sarsılmaktan, ümitsizlikten kaçınmamız, sabr-ı cemil ile dayanmamız isteniyor bizden. Musibetler karşısındaki güzel sabır, vurgunun hissedildiği ilk andaki sabırdır. Daha sonra zaten çaresizlikle ve alışmak suretiyle sergilediğimiz sükûnet hali övülen bir sabır değildir. Şükrün birinci şartı nimeti fark etmek, verilenin “nimet” olduğunu bilmektir. İkincisi, bize o nimeti vereni görmek, ikramından dolayı ona minnet, hürmet ve muhabbet duymaktır.

Üçüncüsü de bahşedilen nimeti, o nimeti verenin rızası istikametinde kullanmaktır. Bu demektir ki şükür sadece sözle olmaz, ameli de gerektirir. Nitekim ibadetlerimizin hepsi, Allah’a karşı şükür vazifemizin, minnettarlığımızın amel halinde ifasıdır. Şunu da hatırlatalım ki ister sözle, ister ibadetle, ister başka hayır hasenatla ifade edilmiş olsun, şükür nimetin bedeli değildir.

Çünkü bir insan hayatı boyunca şükretse, gece gündüz hiç durmadan namaz kılsa, herhangi bir organının, bir tek nimetin bedelini bile ödemiş olmaz. Kaldı ki Cenab-ı Hakk’ın, kullarının teşekkürüne ihtiyacı da yoktur. Şükür, Allah’ın azameti karşısında kulun aczini fark ve itiraf etmesi, haddini bilmesidir. Minnettarlığını göstermek suretiyle Allah katındaki derecesini yükseltme çabasıdır.

Bu nedenle Kur’an’da (Neml, 40) Hz. Süleyman a.s.’a söyletildiği gibi, “Her kim şükrederse, kendi iyiliği için şükretmiş olur.” Din, Kuran ve Resulullah (sav)'la birlikte bir bütündür. Birinin eksilmesi sözkonusu olamaz. Resulullah (sav)'ın örnek davranışlarını, öğrettiği hikmetleri ve verdiği hükümleri bize ulaştıran kaynak ise Tevhid Ve Sünnet itikadıdır. (Sözlerin en doğrusu Allah’ın kitabı, yolların en güzeli Resulullah’ın yoludur. İşlerin en kötüsü ise bid’attir. Her bid’at sapıklıktır, her sapıklığın yeri de Cehennemdir.) [Buhari, Müslim, Nesai ) Allah’ım! Ümmet-i Muhammed’e umûmî bir rahmet ile merhamet eyle!»” (Ali el-Müttakî, no: 3212, 3702) AMİN

DİĞER YAZILAR
Copyright 2019 Sultangaziajans.Com Tüm hakları saklıdır.
Sistem :
Haber Yazılımı
kartal escort escort istanbul
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
İstanbullular’ın yarısından çoğu kendini yalnız hissediyor
İstanbullular’ın yarısından çoğu kendini yalnız hissediyor
Trabzonspor Efsanelerinden İmamoğlu’na Tebrik Ziyareti
Trabzonspor Efsanelerinden İmamoğlu’na Tebrik Ziyareti